Hashtag | Blog

Web Tasarımda Kullanıcı Deneyiminin Önemi

Web tasarımda kullanıcı deneyimi son kullanıcının şirketle, onun hizmetleriyle ve ürünleriyle etkileşimini etkileyen en önemli özelliklerden biridir. Farklı cihazlardan internete giren ve gün içerisinde çok sayıda web sitesiyle karşılaşan kullanıcıların ilgisini çekmek için başarılı bir kullanıcı deneyimi sunmanız gerekiyor.

Başarılı bir deneyim için kullanıcının ihtiyaçlarını tanımak, eğlenceli olacak öğeleri tespit etmek ve trendleri yakından takip etmek büyük önem taşıyor. Hemen hemen tüm şirketlerin bir web sitesi olduğu göz önünde bulundurulduğunda ziyaretçilere ihtiyacı olan bilgiyi sunduktan sonra işi orada bırakmak yetersiz kalıyor. Bu nedenle de web tasarımcıların mühendislikten pazarlamaya,  grafik tasarımdan arayüz tasarımına kadar çok sayıda beceri ve tecrübeye sahip olması büyük önem taşıyor.

Örneğin, hedef kitlesini asla tahmin edemediğiniz web siteleri, rahatsız edici hata bildirim pencereleri web tasarımda mutlaka kaçınılması gereken kullanıcı deneyimi sorunları arasında yer alıyor. Ayrıca, yaratıcı olmaya çalışırken göz yoran renkler ve web sitenizde gezinirken tahmin edilemeyen adımlar da başarısız kullanıcı deneyimine neden oluyor.

Hedef kitlenizi doğru tanımladığınızdan emin olun

Bu sorunların önüne geçmek için oluşturulan web sitesinin hitap edeceği hedef kitleyi belirlemek gerekiyor. Web tasarımcılar bazen daha basit kodlamaya odaklanırken kullanıcının ihtiyaçlarını göz ardı edebiliyor.

Aslında web siteleri bir şirketin, onun hizmetlerinin ya da ürünlerinin kullanıcıya tanıtılması ve kullanıcının müşteriye dönüştürülmesi için oluşturuluyor. Bu amaca ulaşmak için pek çok detayın bir arada uygulanması gerekiyor.

Başarılı kullanıcı deneyimi satış rakamlarınızı arttırır

Her şeyden önce arayüzün şık olması kullanışlı olduğu izlenimi yaratıyor ve binlerce site arasında dikkat çekmenizi sağlıyor. Aynı yemeği farklı restoranlarda yediğinizi düşünün. Lezzeti kadar sunumu da güzel olan restoran sizin için daha hatırlanabilir olacaktır. Ancak aynı anda hızlı ve ekonomik olursa bu restorana tekrar gitme olasılığınız artacaktır. Bu da restoranın satışlarını arttırır.

Web tasarımda da buna benzer bir düzen var ve tasarımın güzelliği tek başına yeterli değil. Bununla birlikte daha basit navigasyon, daha az pencere ve daha az hareket başarılı bir kullanıcı deneyimi sunmanız için size yardımcı oluyor. Tasarımın mümkün olduğunca akışkan olması ziyaretçilerin sıkılmadan web sitenizde zaman geçirmesini sağlıyor.

Böylece web sitenize gelen kişiler, ihtiyaç duyduğu bilgilere ulaşırken sizi rakiplerinize kıyasla daha güvenilir ve başarılı olduğunuzu düşünüyor. Dolayısıyla kullanıcı deneyimi konusundaki başarınız direkt olarak satış rakamlarınızda artış olarak geri dönüyor.

Dönüşüm Oranını Arttıran Web Tasarım Kuralları

İnternetin hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer almasıyla birlikte web siteleri satış döngüsünün en önemli parçalarından biri haline geldi. Değişen kullanıcı davranışları ve artan rekabet, ziyaretçilerin müşteriye dönüşümüne verilen önemi arttırıyor.

Görsel olarak doğru tasarıma sahip olsa bile bazen web siteniz satışlarınızı arttırmada başarılı olmayabilir. Web sitenizin dönüşüm ve görsel tasarım  ihtiyaçlarını aynı anda karşılaması gerekiyor. Kullanıcı dostu tasarımlar iyi bir  web tasarımın demirbaşları arasında yer alırken günümüzde bu temel özelliğin  ötesine geçmek ve ziyaretçileri dönüştürmek için çaba sarf etmek kaçınılmaz hale  geliyor.

Sitenizin amacı okuyucu sayısını ya da ürün satışını arttırmak, üye edinmek ve belki de bağış toplamak olabilir. Tüm bu hedefler dönüşüm oranını arttırmak çatısı altında bir araya geliyor. Yani, web tasarım projenizin nihai amacı daha şık bir site oluşturmak, ziyaretçilerinizi eğlendirmek değil; ziyaretçilerinizi gerektiği gibi yönlendirerek onlara istediğinizi yaptırmaktır.

Bunun için aşağıda yer verdiğimiz en temel dönüşüm oranını arttıran web tasarım kuralları size yardımcı olabilir.

1.      Sayfanızdaki eylem çağrısını dikkat çekici hale getirin

Web sitenize gelen ziyaretçileri en uygun şekilde yönlendirmeniz gerekiyor. Bu nedenle sayfanızda yer verdiğiniz eylem çağrısı butonlarının gözden kaçmadığından emin olmalısınız. Birçok öğeyi barındıran bir web sitesinde hiyerarşik düzenin iyi oturtulması büyük önem taşıyor. Siz de sayfanızdaki en önemli öğeye vurgu yaparak ziyaretçilerinizin web sitenizde istediğiniz yolu takip etmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin;    butonu renkli ve hareketli tasarımıyla oldukça dikkat çekiyor. 

2.      Renklerin insanlar üzerindeki gücünü kullanın

Renklerin insan duyguları ve davranışları üzerine büyük bir etkisi var. Bu nedenle web sitenizde kullanacağınız renkleri belirlerken daha önce yapılmış testlerin sonuçlarına göz atmanızda fayda var. Örneğin, eyleme çağrı butonunuzu tasarlarken web sitenizde yer alan diğer renklerle etkileşime dikkat etmelisiniz. Çünkü dönüşüm oranınızın artması için çizdiğiniz rotanın ziyaretçi tarafından tamamlanması gerekiyor. Renk kullanımı web sitenizdeki hiyerarşiyi destekleyerek ziyaretçilerinizin onlar için çizdiğiniz rotayı takip etmesini sağlıyor.

3.      Beyaz alanlardan (whitespace) faydalanın

Web sitenize gelen ziyaretçilerin saklambaç oynar gibi ihtiyacı olan bilgiyi aramaları sizin dönüşüm oranını önemli ölçüde azaltır. Bu da satışlarınızın, müşterilerinizin azalması anlamına geliyor. Ziyaretçilerinizin web sitenizde kaybolmaması için ihtiyaç duyacakları bilgiyi rahatlıkla görebilecekleri bir yerde konumlandırın. Özellikle en fazla görmelerini istediğiniz bilgiyi beyaz alanlara yerleştirerek dikkatlerini daha fazla çekmeye çalışın. Unutmayın, doğru şekilde kullanıldığında beyaz alanlar web sitesinin en işlevsel kısımları haline getirilebilir.

4.      Gerektiği kadar özelliğe yer verin

Web sitenize ekleyebileceğiniz özellikler gün geçtikçe artıyor. Ekleyebileceğiniz özelliklere baktığınız zaman kararsız kalabilir ve gördüğünüz tüm özellikleri sitenize eklemek isteyebilirsiniz. Bu aşamada profesyonel davranmanız gerekiyor. Sitenizin mümkün olduğunca basit olmasının dönüşüm oranınızı arttıracağını size hatırlatmak isteriz. Web sitenizin kafa karıştırıcı olması ziyaretçilerinizin sıkılarak sitenizi terk etmesine neden olur. Bu da hedeflediğiniz dönüşümü yaratmanıza engel olur.

Web Tasarım Trendlerinde Neler Oluyor, 2016’da Bizi Neler Bekliyor?

Her geçen yıl internet dünyasında bambaşka değişimlere tanık oluyoruz. Hatta  o kadar fazla değişim gerçekleşiyor ki bazen onları yakalamak imkansız hale geliyor. Bu büyük hengame içerisinde birilerinin çıkıp tıpkı bizim gibi “İşte budur!” diyebilmesi, demesi gerekiyor. Yani, birilerinin çıkıp örneğin web tasarım trendlerinden bahsetmesi, başka birilerinin web tasarımda dikkat edilmesi gereken noktaları yazması gerekiyor.

Biz elimizi taşın altına koyduk, 2016 web tasarım trendlerine bir göz atalım, tıpkı moda kreasyonları gibi önceden neler olabileceğini söyleyelim dedik.

Geçtiğimiz yıllarda, özellikle son 2 yılda web tasarımda müthiş bir değişim yaşadık. Kullanıcı alışkanlıkları mobil platforma döndükçe özellikle web sitelerine de bu alışkanlığa uygun hale getirmeye başladık. Tek sayfa yapısında, sonsuzluğa kadar inebildiğiniz web siteleri tasarladık. Ardından flat design dediğimiz, tamamen düzleşmiş bir tasarım anlayışına kavuştuk.

Flat design’ın hayatımıza girmesinin en büyük nedenlerinden biri de Microsoft oldu. Her geçen gün daha da sadeleşen yapısıyla bize bir şeyler anlatmak istiyor, hatta kullanıcıların neyi isteyebileceğini tahmin edip öncesinde çalışmalara devam ediyordu.

Flat design’la birlikte bir de gölge oyunlarında farklı bir seviyeye gelmiş olduk. Upuzun gölgeler, yani long shadowlar hayatımıza girdi ve minimal tasarımlara bambaşka bir hava kattı.

Velhasılkelam, geçtiğimiz yıllar özellikle web tasarım trendleri açısından oldukça bereketli bir dönemdi.

Şimdi gelelim 2016 için web tasarım trendleri tahminlerimize. Sırasıyla başlıyoruz.



1-    Flat design her yere koşuyor



Artık kocaman patlangaçlar, kabartmalı tasarımlar görebilmek neredeyse imkansız hale gelecek. Özellikle web sitelerinin yeniden tasarlanma sürecinde flat design’a dikkat edilerek yepyeni ve minimal formlar oluşturulacak.


2-    Tasarımın gücü artıyor.

Tasarımlar yalnızca basit çizimlerden değil, anlaşılır ve güzel ancak aynı zamanda minimal olabilen çizimlerden oluşacak. Örneğin bir web sitesine girdiğinizde sizi mutlaka cezbedecek bir illüstrasyonla karşılaşacaksınız.


3-     Fontlar coştukça coşuyor.


Font kullanımı da flat design’ın en önemli parçalarından bir tanesi. Çok sade bir tasarımda kaba bir font kullandığınızı düşünsenize? Ne kadar da garip durur. Font kullanımı daha da önem kazanacak. Aynı zamanda fontların farklı dil ailelerini destekleyip desteklememesi de dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi olacak. Örneğin: Latin Extended.


4-     Görseller şampiyonluk istiyor.

Bu başlıkta anlatmak istediğimiz ise tam olarak şu: Artık web sitelerinde düşük kaliteli ve maksimum 500 px olan görsellerin yerini yüksek kaliteli ve maksimumu olmayan görseller alacak. Netlik ve renk bütünlüğü daha da önem kazanacak.


5-     Videolar kol geziyor.

Özellikle Facebook ve YouTube’un video atılımlarından web siteleri de yararlanacak. Hareketli görseller de kullanırken, videolardan da yararlanırken kaliteden vazgeçmeyecekler ancak boyut olarak en optimize hale getirmenin yollarını arayacaklar.


6-     Sayfalar uzadıkça sakız oluyor.

Geçtiğimiz senelerden miras aldığımız uzun sayfa yapısı, parallax web sitesi örnekleri 2016’da da bizimle olacak. Kullanıcılar mobil şekilde diledikleri kadar scrollayabilecek. Aynı zamanda responsive tasarımlar baş tacı edilecek, olmayanlara Internet Explorer muamelesi yapılacak. Ups J

Web tasarım trendlerinde 2016’ya şöyle bir göz atmış olduk. Şimdiden hazırlıklı olmakta fayda var.

Adwords mü SEO mu?


İnterneti bir pazarlama aracı olarak kullanmayı düşünen her web sitesi olan işletmenin merak ettiği bir konu olan SEO mu Adwords mü sorusunun cevabını vermek gerçekten güç. Özellikle henüz hiçbir harcama yapmamış olan şüpheci firma sahipleri için bu yeni bir soru işareti yaratıp zaten şüphede olan firma sahiplerini düşünme sürecine sokup eylem noktasına geçmelerini engelliyor. 

Değerlendirmeyi yapmadan önce sorunun ne kadar doğru olduğuna bakmamız gerekiyor. Her ikisi de kendi içinde avantajları olan internetin belki de en efektif pazarlama araçları arasında yer alıyor. Sıklıkla internet üzerinden yapılan pazarlama harcamalarının büyük bir bölümünü oluşturan SEO ve Google Adwords arasındaki temel birkaç farka bakmak gerekirse;


SEO Google Adwords
Getirisi uzun sürelidirHarcamanın yapıldığı saniye karşılığını alırsınız.
Zordur Daha kolaydır
Uzun vadede daha karlıdırSiz verdikçe o alır. Doymaz.
Her saat gösterir.Paranız kadar konuşursunuz. Paranız bittiğinde bal kabağına dönersiniz.
Uzun sürede daha karlıdırKısa sürede daha karlıdır.
Tahtınız kolay kolay sarsılmaz.Bir rüyadır gelip geçer.

Yukarıdaki maddeleri toplarlamak gerekirse; 

Google Adwords'e yapılan harcamaların karşılığını paranız Google'a geçtiği an almaya başlarsınız. Bu bir bakıma SEO'dan daha kısa sürede ve daha ikna edici olması açısından kullanıcıların dijital pazarlamaya olan güvenini arttırması nedeniyle daha önemlidir. Ve bir bakıma SEO'ya giden yolun da kapısını reklamverenler için açmış olur. Google Adwords SEO'ya oranla nispeten yönetilmesi daha kolay ve süreci takip açısından da daha esnektir. İstediğiniz zaman reklam harcamasını açabilir istediğiniz zaman kapatabilirsiniz.

SEO'ya gelecek olursak da, SEO Google Adwords'e göre uzun vadede çok daha karlı bir pazarlama aracıdır. İnternet kullanıcılarının büyük bir çoğunluğunun Google Adwords kampanyasından haberleri olduğunu hesaba katarsak web sitenizin organik(SEO) olarak üst sıralarda yer alması ziyaretçilerin de daha çok ilgisini çeker. SEO'nun Adwords'den en büyük farklarından biri ise bütçenizin bitmesi gibi bir kaygınız olmaz ve günün her saatinde hak ettiğiniz üst sıralarda yer alırsınız. Tabi bu Adwords'de pek mümkün değil. Yaptığınız harcama kadar Google'da var olursunuz ve bütçeniz bittiğinde de tıpkı Pamuk Prenses'deki at arabasının bal kabağına dönüştüğü gibi web siteniz de eski haline döner. 

Özetle;

Her iki araç da kendi içinde avantajlara ve dezavantajlara sahip önemli olan bütçenizin ne boyutta olduğu ve sabrınızın da ne ölçüde olduğuyla ilgili. Kısa süre içerisinde bir dönüş bekleniyorsa Google Adwords daha karlı ve hızlı sonuç alınması açısından faydalı olabilir. Fakat benim bütçem de sabrım da var diyorsanız SEO uzun vadede daha avantajlı bir durum gibi görünüyor. 

Tabi ki ne Google Adwords ne de SEO birbirlerinin yerine geçemez. Biri diğerinden üstün olmadığı gibi her ikisine de birbirinin tamamlayıcısı olarak bakmak daha faydalı bir yöntem olur...

Kurumsal Seo Danışmanlığı Nedir ve Nasıl Yapılmalıdır

SEO nedir sorusuna burada cevap vermek yerine size kurumsal SEO'nun ne olduğunu hemen anlatmaya çalışalım. Ama SEO nedir ve nasıl yapılır merak ediyorsanız da buradan ilgili yazımızı okuyabilirsiniz. Şimdi asıl konumuza dönecek olursak, seo ve kurumsal seo arasındaki farkların neler olduğuna birlikte bakalım.

Kurumsal SEO Nedir?

Kurumsal firmaların arama motorlarında sektörleri ile ilgili yapılan sorgularda üst sıralarda yer alarak kullanıcılara görünmelerini sağlamaya yönelik çalışmaları kapsayan dijital pazarlama ve marka iletişimi yöntemidir.

Neden ''Kurumsal'' SEO

Başına kurumsal gelmesinin tabi ki önemli bir nedeni var. Arama motorlarında bu hizmeti almak isteyen bilinçli kullanıcılar SEO danışmanlığından ziyade çalıştıkları kurumsal firma için bu hizmeti almak istiyorlarsa sorgularının başına kurumsal kelimesinin eklenmesi gerektiğini bilir. Bunun önemli bir nedeni de amaçlarının yalnızca arama motorlarında üst sıralara çıkmak değil müşterilerine güçlü bir imaj çizmeleri gerektiğidir. Tabi ki güçlü markalar da arama motorlarında üst sıralarda yer almak ve oradaki pazardan da faydalanmak isterler fakat tek amaçları bu değildir. 

Bunu bir örnekle vermek gerekirse;

Diyelim ki sektördeki en büyük kargo firmalarından Yurtiçi Kargo Google'da ''kargo'' kelimesi yazıldığında çıkmıyor. Bunun yerine hiç ismi bile duyulmamış bir sürü daha küçük boyutlarda kargo firmaları arama sonuçlarında yer alıyor. Bu kadar güçlü ve sektöründe isim yapmış bir marka olarak Yurtiçi Kargo için bu büyük bir prestij kaygı olur kendileri için. Haliyle bu durumun düzeltilmesi için SEO çalışması yaptırmak isteyen firma bunu kurumsal marka imajlarına zarar vermeden yaptırmak ister. Hepinizin de bildiği gibi üst sıralarda çıkmak uğruna markayı ayaklar altına alan yöntemlerle bir takım SEO çalışması yapan firmalar olduğu aşikar. Kurumsal SEO çalışması yaptırmak isteyen bu büyük firmalar bu gibi durumlara düşmek istemezler. Bu nedenle yapılacak olan SEO çalışmasının marka imajlarına zarar vermeden profesyonelce yapılması gerekmektedir. Küçük ölçekteki daha lokal tarzda çalışan firmalar için bu konu bu kadar önemli olmasa da belli büyüklükteki ve belli bir çizgisi olan markalar için oldukça önemli bir konudur yapılacak olan kurumsal SEO'nun şekli. 

Bizim için bu konu çalıştığımız tüm ölçekteki firmalar için geçerli olsa da tüm ajanslar aynı hassasiyette olmadığı için SEO kelimesinin başına kurumsal gelmesi sektörde yeni bir kelimeyi de türetmiştir. 

Bu nedenlerden dolayı kurumsal bir SEO çalışması yapılacaksa eğer bu çalışmayı yapacak ajansın marka bilgisi ve kurumsallık anlayışı içinde olması son derece önemlidir. Yoksa üst sıralarda yer alacağız derken markanızın ayaklar altında yer alması kaçınılmaz bir durum olabilir. 

Mobil Uygulama Nedir ve Neden Gereklidir

Masaüstü cihazlardan internette gezme devrinin yerini mobil cihazlara bıraktığı artık bilinen bir gerçek. Yapılan bir araştırma dünya genelinde mobil cihazlardan internete giriş oranının son 1 yılda %67 ülkemizde ise % 179 oranında artış gösterdiğini belirtti. Aslına bakılırsa yazının başlığını bu rakamı vererek neden gerekli olduğunu daha fazla açıklama yapmadan kesmek bile mümkün. Tabi bu herkesin bildiği bir gerçek...



Mobil Uygulama Nedir, Ne Değildir?

Nedir? Özetle belirtmek gerekirse; akıllı telefon ve tabletler için tasarlanmış ve kodlanmış yazılımlara mobil uygulama denir. 

Ne Değildir? Bir mobil uygulama, mobil bir web sitesi değildir.

Mobil uygulamaları bu noktada mobil web sitelerinden ayırmak gerekir. Zira mobil web siteleri de akıllı telefon ve tabletler için tasarlanıyor fakat mobil web sitelerinin masaüstünde görüntülediğimiz web sitelerinden farkı çeşitli ekran boyutlarına göre kendini ayarlayabiliyor olması. Bu nedenle mobil uygulamalarla karıştırılmamalı çünkü bir mobil uygulamanın kullanıcısına bildirdiği iletiyi ve bildirimi mobil web siteleri yerine getiremiyor.

Mobil uygulamaların mobil web sitelerinden farkı

Mobil web siteleri masaüstü cihazlarınızdan görüntülediğiniz web sitelerinden farklı olarak akıllı telefon ve tablet boyutlarında tekrar oluşturulur ve kullanıcılar bu cihazlardan web sitelerine giriş yaptıklarında karşılarına bu ekran boyutlarında hazırlanmış web siteleri çıkar. Mobil uygulamalarda ise durum çok farklıdır. Aynı şekilde burada da uygulamanın çalışacağı platforma göre tasarım ve kodlama yapılır fakat burada yalnızca ekran boyu değil kullanılan yazılımın dili de değişmektedir. Ve bu yalnızca tek bir yazılım diliyle değil hazırlanacak platformun (android, ios, windows) sayısına göre değişiklik gösterir.

Mobil uygulama eğer yalnızca android telefon ve tabletlerde çalışacaksa o platformda çalışan cihazların ekran boyutlarına göre tasarımlar yapılır ve platformun kabul ettiği yazılım dili ile kodlanır. Bu uygulama aynı zamanda windows tabanlı cihazlar ve apple cihazlarda da çalışsın isteniyorsa bu cihazların kabul ettiği boyutlarda tekrar tasarımlar yapılır ve bu platformlarda çalışacak olan yazılım dilleriyle tekrar kodlanır.

Başlıca İşletim Sistemleri, Cihazlar ve Uygulama Mağazaları/Store'lar

İşletim SistemeriCihazlarUygulama Mağazaları
Apple IOS Iphone ve Apple TabletlerApple App Store
AndroidBaşlıcaları; Samsung, HTC, Simens, Sony, Asus, LG
(hemen hemen tüm telefonlar)
Google Play Store
Windows MobileBaşlıcaları; Nokia Lumia, Windows Phone, HuaweiWindows Phone Store
BlackberryBlackberryBlackBerry App World
Şunun da altını çizmekte fayda var. Blackberry ve Iphone telefonlar dışında üretilen telefonlar kendi işletim sistemlerini kullanmadıkları için bazen aynı marka hem android işletim sisteminde çalışan cihaz piyasaya sunduğu gibi hem de Windows tabanlı işletim sisteminde çalışan cihaz da sunabiliyor. 

Mobil Uygulama Neden Gereklidir

Mobil uygulamalar mobil web sitelerinden farklı olarak müşterilerinize bir tık kadar yakındır. İstediğiniz zaman müşterilerinize mobil uygulamanız sayesinde ulaşabilir, kampanya ve duyurulardan haberdar olmasını sağlayabilirsiniz. Bu anlamda mobil uygulamalar dijital bir pazarlama aracı olarak da oldukça işinize yarayabilir. Aynı zamanda marka kimliğinizi de tamamlayıcı bir faktör olarak mobil uygulamalar bu konuda oldukça güçlü bir imaj yaratmanızda etkili olabilir. 

Özellikle üretici firmaların müşterileriyle ürün, stok bilgilerini paylaştıkları masaüstü yazılımları mobil uygulamalarla entegre hale getirip müşterilerine datalarını hızlı bir şekilde sunabilmelerine olanak sağlayarak bu yazılımların cebe kadar girebilmesi mobil uygulamaların ne kadar etkili ve faydalı olduğunun da bir göstergesidir. Bu da markaların müşterileriyle olan ilişkilerini güçlendirmesi açısından oldukça önemlidir. 

Kişisel Blog Sitesi Oluşturmak İsteyenlere Tavsiyeler

Kişisel blog siteleri birçok farklı alanda kategoriye sokulabilir fakat biz bu yazımızda ağırlıklı olarak son zamanlarda kullanımı artan moda üzerine oluşturulmuş blog siteleri ve etkisini hala yitirmemiş kişisel blog siteleri üzerinde duracağız. Temelde her ikisi de aynı yapıya sahip olması gereken bu blog sitelerini birbirinden ayıran en önemli özellik birinin görsel diğerininse içerik ağırlıklı olması. 

Blog Sitesi Oluşturmadan Önce Bilinmesi Gerekenler

Oluşturulacak olan bu blog sitesinin konusu çok iyi belirlenmeli ve gelecek olan ziyaretçinin beklentisi bu sayede karşılanmalıdır. Eğer bir moda blogu oluşturulacaksa buna göre bir tasarım seçilmeli ya da oluşturulmalı ve navigasyonu da bu şekilde kurgulanmalıdır. Yok bir kişisel blog sitesi oluşturup orada bilgi ve tecrübe paylaşımı yapacaksanız da yazıların rahat okunabileceği bir içerik sitesi taslağı belirlenmeli ve onun üzerine inşa edilmelidir web sayfanız. 

Ziyaretçilerinizden beklentilerinizin ne yönde olduğunu net bir şekilde belirlemeli ve bu beklentileri belirledikten sonra bir web sitesi haritası oluşturulmalıdır. Esasen bu blog sitelerinin birçoğu hazır alt yapılardan oluştuğu için blog oluşturacak kişi ya da ajansınız da mevcut bu alt yapılardan ilerleyebilir. 

Kişisel Blog Siteleri

Kişisel blog sitelerini birçok farklı şekilde kullanan blog yazarları var. Bir kısmı bloglarını yaşadıkları olayları, bilgi ve tecrübelerini paylaşmak için kullanırken bir kısmı da ilgi duyduğu alanlar üzerine içerikler oluşturuyor. Bunlar arasında teknoloji, moda ve kişisel deneyimlerin paylaşıldığı bloglar başta geliyor. Bu blogların kişisel olmasının nedeni ise şirketlerin ürün ve hizmetlerini paylaştıkları bloglardan farklı olarak kişisel amaçlara hizmet ediyor olması. Kişiler ilgilerini çektiği konular ya da yazmak istedikleri içerikleri paylaşabilecekleri bloglar oluşturarak bunu herkese duyurabilir. Oluşturulacak içeriklerin özgün ve sürekli olması temel şart. 

Moda Blog Siteleri

Moda bloglarını da kendi içerisinde çeşitli kollara ayırmak mümkün. Kimi moda bloggerları bloglarını daha çok, içerik üretmek ve bilgi paylaşımında bulunmak için kullanırken kimi bloggerlar da daha çok blog sayfalarını fotoğraflarla süsleyerek paylaşımlarını stil blogu şeklinde yapmaktadır. Bir moda blogu her ne kadar içerik üretme derdinde olsa da görsel kullanmadan istediği sonuca ulaşamayacaktır. Fakat yine aynı şekilde uzun vadede sürekli sizi takip eden bir kitleye sahip olmak istiyorsanız da bu yalnızca yapılacak görsel paylaşımlarıyla sağlanılmayacağı unutulmamalıdır. Ve her şeyden de önemlisi takipçilerinizla aranızdaki bağı koparmak istemiyorsanız belli zaman aralıklarında paylaşımlarınızı istikrarlı bir şekilde yapmalı ve takipçilerinizle aranızı sıcak tutmalısınız. 

GENEL ÖZELLİKLER

Sosyal Paylaşım Linkleri ve Araçları

Halihazırda var olan alt yapılar nerdeyse tüm ihtiyaçlara zaten karşılık verecek yapıdadır fakat sizin bu özellikleri nerede ve nasıl kullanacağınız önemli rol oynuyor. Örnek vermek gerekirse tüm blog alt yapılarında sosyal medya araçlarında paylaşım özelliği vardır fakat bu özellik blog sitenizin uzun vadede ne ölçüde büyüyüp takipçi kazanacağını etkilemektedir. Bu sosyal paylaşım iconları  her yazdığınız yazı ya da paylaştığınız görsel içeriğin hemen altında ya da üstünde ve hatta bazen her iki kısmında birden yer alarak kullanıcıların sizin bu içeriğinizi paylaşmalarını tetikleyecektir. Bu da uzun vadede blog sayfanızın yayılarak çok fazla kullanıcıya ulaşmasını sağlayacaktır. Hatta bu etkiyi arttırmak için bazı bloglarda ''hayat paylaşınca güzel'', ''haydi sen de paylaş'' gibi ilgi çekici yazıları da bu iconların yanlarına yazdıkları görünmektedir. 

Yine aynı şekilde blog sitenizi sürekli takip etmesini istediğiniz kullanıcıları da blogunuzun sağ ya da sol sütununa bu beğeni ve takipçi araçlarını koyarak sürekli iletişim halinde kalmalarını da sağlayabilirsiniz. Bu sayede ziyaretçilerinize sosyal medya sayfalarından da blogunuzu takip etme fırsatı sağlamış olursunuz.


İstikrar/Süreklilik

Takipçilerinizla aranızı sıcak tutmak için paylaşımlarınız sürekli bir şekilde ve düzenli olarak yapılmalıdır. Bir hafta içerik girip sonraki hafta girmediğinizde takipçileriniz blogunuzu ziyaret etmeyi bırakacaklardır. En önemlisi de bu düzensizlik hem takipçileriniz tarafından hem de arama motorları tarafından pek hoş karşılanmayacaktır. 

Tarih

Yine blog takipçileri yapılan paylaşımların hangi tarihte oluşturulduğunu bilmek isterler. Bu paylaşımınızın ne kadar canlı ve geçerli olduğunu ziyaretçilere bildirir.

Rating (Değerlendirme)

Eğer blog paylaşımlarınıza güveniyorsanız bunu  rating aracıyla yani ziyaretçilerinizin değerlendirmesine sunarak olası bir bloglar arasında göz gezdiren site ziyaretçisini blogunuzu okuması için teşvik etmiş olursunuz. Mesela rating sisteminin nasıl çalıştığını canlı bir şekilde denemek istiyorsanız bu blogumuza 5 yıldır vererek işe başlayabilirsiniz  (:

Kategori Yapısı

İster bir moda blogu olsun isterse de kişisel blog siteniz olsun her iki durumda da yaptığınız her paylaşımı çok uygun bir şekilde kategorilendirmelisiniz. Bu hem blogunuzu ziyaret eden kullanıcıların aradıkları bilgileri tüm paylaşımlarınız arasından rahatlıkla bulabilmelerini sağlar hem de arama motorlarının blog sitenizi daha çok sevmesini sağlar.

E Bülten 

ziyaretçilerinizle sürekli iletişimde kalmanın bir diğer yolu da size mail adreslerini bırakabilecekleri bir e-bülten alanı yaratmak. Bu sayede site siyaretçilerinize blogunuz hakkındaki bilgileri mail adreslerine göndererek sizi hatırlamalarını sağlarsınız.

Yorum alanları

Yapılan paylaşımların yeterli gelmediği ve takipçilerin kafasında oluşabilecek soru işaretlerini gidermek için her blog yazısının altında o bloga okuyucuların yorum yapabilmelerini sağlayan (üye olma şartı olmayan!) alanlar oluşturulmalıdır. 

Arama 

Sayfanızı ziyaret edenlerin aramak istedikleri belli konular olabilir. Bu noktada sizin bu ziyaretçilerinizin işini kolaylaştırmanız yazınızın aranıp bulunmasında ve okunmasında etkili olabilir.

Big Data Nedir ve Nasıl Kullanılır?

Big Data Nedir?

Kısaca, çeşitli yollarla elde edilen bilginin analiz edilerek belli bir strateji sonucu kullanılmak suretiyle bazen yeni bir yol, yöntem ve bazen de kazanç elde etmek için yapılan bilgi işleme ve üretme sürecine big data denilebilir.

Big data kavramı internetin gelişmesiyle ortaya çıksa da uzun zamandır etkinliği bugünkü kadar olmasa da çeşitli yollarla firmalar tarafından kullanılıyor. Bu bilgiler bazen mağazaların müşterilerine verdikleri sadakat kartları ile bazen de bir üyelik formu aracılığıyla elde ediliyordu. Günümüzde ise bilgiye ulaşmanın ve elde etmenin çeşitli birçok yoluna çok hızlı bir şekilde ulaşılabildiğinden dolayı yeni bir kavrama ihtiyaç duyuldu ve süreç içerisinde adı big data olarak yerini aldı. 


“Bilgi Güçtür.”   Francis Bacon

Bilgiyi çeşitli yollarla elde eden büyük şirketler bunu istedikleri yönde de kullanma imkanına sahip oluyor. Kimi bunu CRM programları aracılığıyla mevcut müşterileri ile ilişkilerini daha düzenli ve sürekli bir hale getirmek için kullanıyorken kimisi de yeni müşteri kanalları bulmak için bunu kullanıyor. Yeri gelmişken bilmeyen okuyucularımızın olduğunu da düşünerek CRM den kısaca bahsedelim. CRM Customer Relationship Management'ın kısaltılmışdır. Yani müşteri ilişkileri yönetimi. Burada ayrıca bu kavrama yer vermemizin nedeniyse Big Data kavramı içinde özellikle önemli bir yere sahip olmasıdır. Örnek vermek gerekirse bir eğitim kurumuna kayıt yaptırmak istediğinizde sizden belirli bilgiler istenir. Bu en temel düzeyde yaş, cinsiyet, yaşadığınız yer ve buna benzer bilgilerden oluşabilir. Bu bilgiler sayesinde eğitim kurumu sizin yaşadığınız semte yakın olan kurs yerinde bir indirim olduğunda size bunu mesaj yoluyla iletmesini sağlar. Bu süreç de bilginin elde edilmesi ve ihtiyaca göre analiz edilip kullanılmasına basit bir örnek olabilir. Tabi bu örnek temel düzeyde big data kavramını ele alabilir fakat örneği çok geniş alanlara yaymak da mümkün. 

Big Data Nerelerde Kullanılır

Önceki yazımızda Growth Hacking kavramını internet üzerinden markaları büyütmeye yönelik verileri analiz etme süreci olarak bahsetmiştik. Bir web sitesini büyütmek ve geliştirmek için kullanılan big data geleneksel pazarlama yöntemleri için de aynı ölçüde etkili bir şekilde kullanılabilir. Örneğin bir web sitesi için hangi şehirlerden, hangi saat aralıklarında girilmiş ve en çok hangi sayfalarda gezilmiş, en az süre hangi sayfada kalınmış bilgisine ulaşabilir ve bu bilgilerle eksikleri gidererek kullanıcılara daha iyi bir web sitesi deneyimi yaşatabilirsiniz. Geleneksel yöntemde ise müşteri datalarına ve bilgilerine ulaşarak bu data ve bilgileri müşterinin ihtiyaçlarını analiz etme yöntemi olarak kullanabilir ve bu ihtiyaçları belirlenen tarihler arasında o müşteriye mail ya da mesaj yoluyla iletebilirsiniz. 

“Genel bir kural olarak, yaşamdaki en başarılı insan, en iyi bilgiye sahip olandır.”   Benjamin Disraeli

Bu bilgilere ulaşmaksa sanıldığı kadar zor değil. Birçok yazılım firmasının ihtiyaca özel paket programları aracılığıyla bu Big Data'dan payınıza düşeni kullanabilirsiniz. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu günümüzde bunu işleyebilmek ve değerli hale getirebilmek için büyük birçok şirket bilgiyi düzenleyeyici kişileri bünyelerine katmakta. 


Growth Hacking Nedir?

Growth Hacking'in Doğuşu

Dijital pazarlamanın gün geçtikçe gelişerek evrilmeye ve kendi içinde farklı birçok kavramı barındırmaya başladığı günümüzde şu sıralar sektörde yeni yeni duyulmaya başlayan Growth Hacking kavramı ön plana çıkıyor. Growth Hacking'in duyulmaya başlaması dijital pazarlamanın patladığı dönemlere denk geliyor. Esasen düşük bütçelerle internet girişimlerinin başlaması ve internet girişimcilerinin yaratıcı ve kıvrak zekaları bu kavramın oluşmasında önemli rol oynamıştır. Growth hacking'in de temel noktası düşük bütçelerle hızlı şekilde markayı büyütmeye dayalı çalışmaları oluşturuyor. Peki nedir bu growth hacking ve kimler tarafından nasıl yapılır birlikte bakalım.

Growth Hacking Nedir?

Dijital pazarlama ve yazılım araçlarını bir arada kullanarak online bir varlığın (marka, firma vs)  bilinirliğini, kazancını ve o varlığı büyütmeye yönelik atılan tüm adımların bu bilinçle yürütülmesine yönelik çalışmalara growth hacking denir. Çalışmayı yürüten kişiye ise growth hacker denir. 


Temel olarak dijital pazarlama araçlarının bir bütün olarak yürütülmesi süreçlerini kapsayan growth hacking'in dijital pazarlamadan ayrıldığı nokta growth hacking'in dijital pazarlama araçlarını markayı büyütmek için bilinçli olarak yürütülmesinde yatıyor. Growth hacking çalışmalarında temel nokta markayı büyütme aşamasında yapılacak dijital pazarlama çalışmalarının tek elden ya da tek bir noktadan kontrol ve yönlendirmesinin yapılarak sonuçlarının kontrol edilerek iyileştirilmesine ve geliştirilmesine dayanır. 



Growth Hacking Nasıl Yapılır?

Growth hacker yalnızca sosyal medya, seo, dijital pr ve adwords gibi bir markayı yönetme ve pazarlamasına yönelik çalışmaları kendi ekseninde ele almaz, hepsini birden ele alarak yapılacak çalışmanın kollektif bir bütün olarak yürütülmesini esas alır. 

SEO çalışması bir web sitesinin arama motorlarında üst sıralarda çıkmasını sağlayabilir fakat bu çalışma markayı büyütmez. Aynı şekilde bir dijital bir PR çalışması markanın müşterileri ile ilişkilerini güçlendirebilir ve bunun neticesinde markayı büyütebilir fakat ziyaretçi sayısını artırmaz. Yine aynı şekilde bu her iki çalışma birden yürütülebilir fakat bu yapılan çalışmalar kazanç olarak dönüş sağlamayabilir. İşte tam bu noktada growth hacker devreye girer ve tüm bu çalışmaları bir bütün olarak ele alır ve her bir çalışmanın sonuçlarını teker teker inceler ve ortak amaca hizmet etmesi için gerekli düzenlemeleri yapar. 

Growth hacker esasen dijital pazarlamadan önce pazarlamayı iyi bilmeli ve ihtiyaçların analizini yapabilecek düzeyde bilgi sahibi olmalıdır. Yapılan çalışmalarda yalnızca bilginin yeterli olmadığı noktalarda ise growth hacker işine yaratıcılığını ve kıvrak zekasını katar. Bir reklamcı gibi yaratıcı ve bir mühendis gibi de analitik olarak çalışmalarını veriler ve yaratıcı düşüncenin karışımı olarak yürütür. Yalnızca yaratıcı olmak growth hacking'de işe yaramaz. Bunu elindeki verileri analiz ederek yapmalıdır yoksa yapılan growth hacking bir reklam çalışmasından ileri gidemez. 

Örnek Bir Growth Hacking Twitter

Verilere dayalı ve yaratıcı düşünce ürünü olan growth hacking çalışmasını twitter örneğinde net bir şekilde görebiliriz. Twitter ilk kurulduğu dönemde viral bir şekilde yayıldı ve kullanıcı sayısını gün geçtikçe artırdı. Fakat yeni üye olan birçok kullanıcı Twitter henüz çok geniş bir kitleye yayılmadığı ve etkileşim de sağlanmadığı için devamında siteyi ziyaret etmeyi bırakır. Bunun sonucunda ise Twitter geriye dönük bir araştırma yapar ve siteyi ilk üyeliklerinden itibaren hala ziyaret etmeye devam eden kullanıcıların Twitter profillerinde, ziyareti bırakan kişilere göre çok daha fazla tanıdığı kişi varolduğunu fark etti. Bunun sonucunda da Twitter tüm üyelik işlemlerini bu temel noktaya dayandırarak üyeliğin tamamlanmasına tanıdık yüzlerin takip edilmesini şart koşarak bu olumsuz durumu veriler sonucu çözüme ulaştırır. 


Kurumsal web siteleri için tasarım önerileri

Kurumsal web tasarım nedir?

Diğer birçok alanda var olan web sitelerinden(blog tasarımı, e ticaret vs) farklı olarak kurumsal web siteleri tasarım, içerik ve verdiği mesaj açısından farklılıklar göstermektedir. Bir e ticaret sitesinde olması gereken, müşteriyi tetikleyici unsurlar kurumsal firmaların web sitelerinde olmadığı gibi yine bir marka için oluşturulan web sitesinde ön plana çıkartılmak istenen ürünün kurumsal web sitelerindeki kullanımı aynı şekilde yer almaz. Esasen kurumsal web sitesini geniş bir yelpazede ele almak gerekir. Kurumsal web sitesi dendiğinde akla yalnızca bir şirket ya da kurum gelmemeli aynı zamanda belli bir duruşu ve çizgisi olan okul, devlet ve kamu kurumu gibi birçok alandaki web sitelerini de bu kategoriye koymak gerekir.

Özetle Kurumsal web sitesi tasarımı, kurumsal kimliğin bir parçası olarak o kurum ya da şirketin kurum içi ve kurum dışı duruşunu, çizgisini ve kendini ifade etme biçimini yansıtmalıdır.

Kurumsal web tasarımda hazırlıklar ve dikkat edilmesi gerekenler?

Kurumsal web sitelerini kurumsal kimliklerden ayrı tutmak mümkün değildir. Aynı logo, kartvizit ve diğer kurumsal kimlik öğelerinden farksız olarak kurumsal web siteleri de o firmanın kurum içi ve kurum dışı duruşu ve çizgisini oluşturmalıdır. Kurumsal web sitesinin tasarımına başlanmadan önce firma tam olarak tanınmalı ve nasıl bir duruşu olduğu iyice öğrenilmeden işe başlanmamalıdır. Daha önce yapılmış olan bütün tasarım öğeleri incelenip yuvarlak hatlara sahip bir tasarım mı keskin hatlara sahip bir tasarım mı olduğu anlaşılmalı ve çalışmaya daha fazla ilerlemeden bu noktaların netlik kazanması gerekmektedir. Yapılan bu ön araştırma ve hazırlıklar firmanın doğru olarak anlaşılmasını sağladığı gibi müşterilerinizin de yapılan çalışma ve araştırmalarınızı görmesini ve iş takibini yaptığınızı bilmeleri açısından önemlidir. Hazırlıklar yapılan çalışmaların onaylanmasını hızlandırdığı gibi revizyon sayısını da önemli ölçüde azaltır. 

Tasarım, fonksiyon, içerik ve yazılım

Web sitesine giren kullanıcıyı çok kısa bir sürede erişmek istediği bilgiye rahatça ulaştırabilecek bir navigasyona sahip web tasarımı karşılamalıdır. Web sitesi ana sayfa tasarımında nasıl bir duruş sergiliyorsa tüm diğer alt sayfalarda da bu duruşunu tutarlı bir şekilde korumalı ve kullanıcıların kafasını karıştırmamalıdır. Bu sayede ziyaretçi ana sayfada gördüğü bir linke diğer sayfalarda da rahatlıkla ulaşabilir ve işini kolaylaştırır. Bu yalnızca navigasyonla değil o firmanın kurumsal tüm öğelerinde olduğu gibi web sitesinde de olmalı ve rengi, stili ve dokusuyla kullanıcıyı yormayan bir tarzda düzenlenmelidir. Ulaştığı sayfada ise menü isminin yer aldığı içerikle kullanıcı doğru yönlendirilmeli ve tatmin edici bir içerikle ziyaretçiye istediği bilgiye ulaşması sağlanmalıdır. Tabi en önemlisi de bu şartların hepsi yerli yerinde olsa bile hızlı çalışmayan ve sorun çıkartan bir site yazılım açısından sınıfta kalması diğer tüm unsurları gölgede bırakabilir. 

Bu 4 temel unsur madde ile ilgili önceki yazımızda daha detaylı bir içeriğe buradan ulaşabilirsiniz


Copyright © 2014 Hashtag Bilişim ve Reklamcılık Hizmetleri Tüm Hakları Saklıdır.

Copyright © 2014 Hashtag

TAKİP ET